=o))

Memlekette alamancı, burada yabancı;

Bu sözleri 90'lı yıllarda benim gibi gaza gelip Cartel fanatiği olan
herkez biliyordur.. ''Memlekette alamancı, burada yabancı...''
Aslında düşündüğümüzde o kadar içler acısı bir durumki bu duruma
düşmek.. Yaklaşık 1.5 aydır buradayım diyebilirim...Azımsanmayacak
kadar Türke rastladım.. Yaşlısından çocuğuna, gencine her türlüsüne..
O yaşlılar yokmu.. Buraya ilk nesil olarak göç eden kitle.. Suratlarına
yerleşmiş bir güzün var sanki hiç gitmeyen...Bu sözün farkında oldukları
ve bunun acısını çektikleri çok belli... Peki bu cümlede adı geçen
''Alamancı'' nedir?? Genelleme yapmayı çok seviyoruz bilirsiniz...
Ben bile arkadaşlarımdan bu damgayı yemeye başladım diyebilirim
sadece burada okumama rağmen...Kimdir bu alamancılar ? Burada
yaşayan her türk alamancı mıdır? Bize onları hatırlatan şeylerden neden
tiksiniyoruz? ( O güzelim eski kasa mercedeslerden mesela::)
Geçen gün, Türkiyeden buraya yapılan göçün bir tarihine göz atayım
dedim.. Ekşisözlüğe de bakınırken biraz ağır ama dobra bir yazı buldum..
Acı ama gerçek! Sanırım durumu özetliyor biraz;

ilk nesil hepimizin bildigi gibi hayatinda dogru dürüst kent görmemis bagli oldugu
( 1969 - 1971 yılları...)kasabayi büyük kent sanan köylü insanlarin hayvan pazarinda
hayvan seçilir gibi seçilmesi ve berlin, münih gibi metropollere getirilmesidir. bu insan
lara nasil bir yere gidecekleri, nasil yasayacaklari, oranin kültürü ve dili hakkinda en
ufak bir bilgi dahi verilmeden oraya yollanmalari sonucu bu insanlarin oranin sistemine
adapte olamamalari gayet dogal karsilanmalidir. nasil ki ilkokul üçüncü siniftaki bir
ögrenciyi tutup lise2 sirasina oturtursaniz birsey anlamaz ve derslerden kopar, ayni seki-
lde bu insanlarda köydeki hayatlarindan koparilip büyük kentin karmasasi içine atilinca
buradan kopmus ve hiç bir yanini almak istememisler kendilerini bu karmasadan korumak
için ondan izole olma yoluna gitmislerdir. ama bu defansif bir izole olus degildi bu insan-
lar köydeki adetlerine ve kültürlerini orada koruma yoluna gittiler kaçinilmaz olarak.
zaten bu yüzden ilk nesil almancilara kaba cahil insanlar gözü ile bakilir. bu insanlar
stabile olmus bir hayat sürerken akillarinda hep o köyleri vardir*. oysaki köyleride yavas
yavas modernlesmektedir çünkü onlar üçünü siniftan 4. sinifa yavas ve emin adimlarla
ilerlemektedir, alamancilar gibi birden bire büyük bir degisimin içinde bulmamislardir
kendilerini. bu yüzdende köyüne geri dönen almancilar buradada kendilerini yalniz hisse-
derler...ama asil sorunlar içinde yasayan birinci degil ikinci nesildir, birinci nesil kendini
sistemden izole ederken kurtarmistir kendini ve kendine verilen rolü yadirgamamistir. oysa
ikinci neil en problemli nesildir onlarin toplumdan izole olmus geçmis adetlerine siki sikiya
bagli (bircoguna göre geri kafali) aileleri ile modern alman sistemine uygun okullari arasin-
daki farkli ve birbiri ile çelisen bilgi bombardimani altinda kalmislardir. buna arkadas çevre-
lerinde türk olduklari için duyduklari ezikligide eklersek bu insanlarin ne kadar zor bir
durumda olduklarini anlayabilirsiniz. babalarinin anlattiklari memlekete gittiklerinde gelenek
ve görenekleri ile karistirilmis bir alman egitimi arasinda kalmis* bu insanlar duyduklari
yalnizlasmanin tedavisinin burada da oladiginin farkina varmislardir. babalari gibi izole
olarak degil seslerini duyurarak karsilik vermeleri sonucu cocuklarini kendilerininki kadar
farkli iki uç arasinda birakmamislardir. ama bu ikinci nesil alamancilar bizim bugün kiro
die tabir ettigimiz nanlar olmuslardir, çünkü içleri örf ve adetler arasinda savas verirken
dislari ile almanlara benzeme çabasi vardir. her iki taraftanda sectikleri seyleri birlestirince
ortaya acaip bi kombinasyon çikmistir. bu insanlar kendilerini hic bi yere bagli hissetmezler
ve cartelinde sarki sözlerinde geçen "memlekette alamanci burada yabanci" duruma düsmüsler-
dir. ama onlar bu çeliskiyi yasamamis olsalardi 3. yada 4.nesilin yüzlesmek zorunda oldugu bir
hesaplasma olacakti bu. su anda 3. ve 4. nesil ya tamamen soyutlanmis yada kendilerini kabul
ettirmislerdir ve bunu bütün bu çatismalari yasayan 2. nesile borcludurlar.

Bambi Ozy ve arkadaşları!


Sevgili ckb okurları! Bu yazıda size, bir süredir takip ettiğim
üç tipi tanıştıracağım.. Kendileriyle, balkonumun önündeki
bahçede tanıştım.. Balkonda etrafa bakarken rastgelmiştim
ve hep burada yaşadıklarını geçen gün farkettim::
1. si paranoyak bir sincap.. Evet paranoyak aynen öyle arkasına
baka baka koşuyor.. Onun yüzünden bende ruh hastası olucam
yakında.. Korkulacak bişeymi var acaba bi bira kapıp gitsem
dertleşsemmi kendisiyle ::: Neyse 2.si bir kuş..
Hayatımda gördüğüm en güzel ve sevimli kuşlardan biri..
Ve acaip güzel ötüyor..Kuşun sorunu ise bence çok garip
bakması... Hani öyle bir duraksıyor ki sanki bir anda
bağıracakmış gülecekmiş gibi bir ifade alıyor suratı.. Veya o boku çıkan
mtv jenerikleri varya:: Onlarda ki gibi garip garip şeyler yapacakmış gibi!
Neyse.. Son karakter de bu civarlarda gördüğüm 2. kedi olan bu tosuncuk
Hayatımda ilk defa bir kediye selam verdim pisipisi dedim diye kendimi
bu kadar suçlu hissettim...Bana aynen bu şekilde baktı lavuk...
Sanki onu öldürmek istiyormuşumda farketmiş gibi falan..
Utanmasa ne bakıyosun bilader diyecekti yav vallaha bak...Neyse bir daha
selam verirse veririm ancak..Yoksa bende kasmam kendimi iki
güleryüzlü olcam diye..Beni bulmaya devam ediyo sanırım bütün cinslikler::
Bir hayvanat bahçesine daha gitmeyi düşünüyorum yakında okuldan
bir arkadaşımla:: Baya büyük bir parkmış! Ordaki tipleride görmek için
sabırsızlanıyorum galiba::