=o))

Türbülans



Buda türban mevzusuyla ilgili
yapmaya çalıştığım bir afiş..
Kelime espirisi Açelya'cığa ait..
Uzun süredir konuşuyorduk aslında
bunu ama anca oturabildim başına..
Bide böyle gurbet ellerde gaza geldim
biraz toplumsal içerikli afiş yapayım
diye sanki :D ama şu an gündemde
ne var bilmiyorum.. en son bıraktığımda
bu türban bıdısıydı en önemli şey..
Merak ediyorum bu arada yaa::
hiç gazete okumazdım Türkiyeden..
Şimdi bi 'POSTA'ya tamamım :D

Return of the Herkül ?

Bulunduğumuz binada, her katta, odalardan ve güvenlikten
sorumlu bir görevli var. ' Haus Meister' denen tipler..
Bugun onlardan biri geldi aşağıya resepsiyona. Bende
güvenlik önlemleri hakkında konuşmak için yanına gittim.
Dedim 'Aga benim bisiklet çalındı..Nolcak böyle.. Geçen gün
,resepsiyonla konuştum tık çıkmadı..Sen bişey biliyomusun
ne yapabiliriz?' Bu soruma daha önce herkez ' polise gitmelisin'
cevabını vermişti.. Fakat abi birine telefon açtı ve benimle
gel diye işaret etti..
Yurdun zemin katında, kullanılmayan bi odaya gittik..
Kapıyı açtı.. Herkül o karanlık odada öylece duruyordu!
Parıl parıl :S.. Dedim abi neden yaptınız böyle bişey?
Neden söküp aldınız ordan? Hadi yaptınız neden bize haber
vermiyorsunuz?.. Sahibini bilemediğimiz için ondan haber
bekledik dedi adam.. Burada çok hırsızlık oluyor..
Gündüzleri siz okuldayken dışardaki bisikletler hiçte güvende
değil.. Gibi bişey söyledi adam ve içerde saklamamı söyledi
İyide anlamadığım şu ; Madem öyle neden resepsiyona
bildirmiyorlar???
Almanya da şöyle bir sorun var tespit ettiğim;
Birşeyi on farklı şekilde sormak gerekiyor istediğimizi alabilmek
için... Ben çalındı ortada yok dediğimde bana günlerdir sadece
polise git dendi.. Ama ben 'Birisi almış olabilirmi sizden??'
diye sorsaydım belki cevaplayacaklardı..
Bu nasıl zihniyet ben anlamadım.. Sanki herkezin beyni adeta
şartlanmış belli sorulara belli cevaplar vermekle...
Kalıplar doğrultusunda yaşayan binlerce insan :D
Mesela burda doğup büyümüş biri, evinin 2 yan sokağındaki
kiliseyi bilmiyor.. Çünkü daha önce hiç gitme ihtiyacı duymamış
olabilir.. Ama gitmediği için öğrenme, bilme ihtiyacı da
duymamış.. Bi garip.. Neyse.. Herkülü odamda tutuyorum
balkona kitledim:S Çok mutluyum geri geldi diye..
Hafta sonu, Düsseldorf taki modern sanatlar müzesine
gideceğim o bahsettiğim karma sergiyi görmek için..
Baya önemli bir sergi.. Yazarım onla ilgili bişeyler..
Pazartesi de ders tanıtımları ve toplantılar başlıyor of
bi heyecan bastı acaip.. Neyse.. Görüşürüz.

İlk ve son 'Karamsar' yazı.

Selamlar herkeze... 2 gündür çok kötü şeyler yaşıyorum...
1.si ; sevgiyle bağlandığım, kendisinde teselli bulduğum bisikletim
Herkül çalındı... Onu yerinde göremeyince gerçekten acaip kötü
duygular hissettim... Aslında onu içerde muhafaza etmeliydim ama
işin kötüsü, onunla birlikte yurt kapısının önünde bağlı olan diğer
bisikletleri de götürmüşler... Kilidi açarak tabi.. Sonradan burda
Alp'in arkadaşından öğrendim.. Bu tarz klasik bisikletler, hırsızların
daha çok gözdesiymiş... Biliyordum zaten herkülün güzel olduğunu..
Yanından geçen herkez bakıyodu çünkü gerçekten.. Güzeldi...
Paranoyak oldum yoldan geçen bütün bisikletlere acaba benimki mi
diye bakıyorum... Neyse bi şekilde çalanın bir yerinden çıkar diyorum
ve geçiyorum...
2.si ise, yurdun içinde de bi fare var habire ortak mutfak dolabından
yemek yürüten... Geçen gün sütüm çalındı sesimi çıkarmadım..
Canı çekmiştir dedim... Bugun de dolabı açtığımda ne salamım ne
peynirim ne de ekmeğim yerindeydi... Hayır şikayet etsen nasıl önüne
geçilecek.. Üst katlardan belli belirsiz biri geliyor belli bir vakit
aşırıyor ve gidiyor... ki aptal kafam hala iyi düşünmek istiyor...
'Belki bozulmuşlardır da biri atmıştır?' demek istiyor ama yok arkadaş..
Avrupa dedik bağrımıza bastık. Ama yok. Gördük ki ' Göt, her yerde göt'.
Bi daha günahımı koymam ortak dolaba.. Kimseye de gram iyilik
yapmam malzeme konusunda...Alet edevat vb. hiç birşey... Önümde
eğilse, açlıktan ölse nafile... Başını veririm...
Burda hakkaten çok yalnızsın.

Alışma Temposu




Serinin 3. ve şimdilik sonuncu kısmı::
Bundada bu 2 hafta içinde uyum
sağlamaya çalıştığım süreci ele
alayım dedim..Of yanliz
silgi çöplerine dikkatinizi
çekerim.. Spontanlığın bu kadarı:D
Belki dönüş zamanlarındada
yaparım bir seri:D
kafamdakileri böyle anlatmak
çok zevkli çünkü..

ZoOo::::

Dünün güneşinden baya bi yararlandım sanırım.. Sabah herkülle
gezdim sonrasında biraz çalışıp hayvanat bahçesine falan gittim::
Daha önce küçükken de olsa bir kaç hayvanat bahçesine gitmiştim..
Ama bu çok ilgimi çekti.. Çünkü yakından görmek istediğim birçok
hayvanı gördüm resmen 1 metre ötemde...
İşte ilgimi çekenler ve izlenimlerim::;




Flamingolara diyecek laf yok..
Dünyanın en zarif yaratıkları.. Hani al şeker
diye ye.. o kadar yani..







Orangutan dostlarım çok iyiler..
Size selamları var.. Abla doğurmuş!
Bebeğiyle, yaptığı salıncakta uyuyo..
Büyük oğlan pek bi yaramaz..
yapma dedim dinlemedi..
Düşürdü sonunda kovayı...
Deyyus...







Bu yaban domuzu vücutlu kunduz suratlı
sevimli yaratıkların adını unuttum...
Ama yavrusundan verseler bi tane
bakarım vallaha itiraz etmem..
Sosis gibiler::






Şu yanda gördüğünüz karınca yiyeni
on tane elim olsa biriyle sevmem..
Pislik bişey yaa off..
Samimide olmam..
Meraba meraba.. o kadar...




Şu yanda gördüğünüz pislik şey, 'sloth'
türkçe deki adıyla, tembel hayvan...
Şempanzelerden sonraki en sevdiğim
yabani hayvan..Bu itin suratını görmek
için elimden geleni yaptım.. Bağırdım
ıslık çaldım..Ama başaramadım..
Sırtını kaşıdı ve uyumaya devam etti..
Allahın cezası...:D
Bu arada bunun kafesi falan yok..
Tembel ya garibim.. kaçamaz nasıl olsa:D



İşte bunlar :D!

En kıyak hayvanlar bunlardı bence..
Meraklılar ve sevimliler..
Bide dikkatle bakarsanız '' Türk bunlar!''
diyeceksiniz sizde :D
Ben çok samimi buldum kendilerini::
Şahsen bi çay ısmarlar tavla atarım..

Uerige...

Düsseldorf'dan tabi ki en çok aklımda kalan, Uerige adındaki bira eviydi...
İlk öğrendiğimde inanamadım ama 148 yıllık bir bira eviymiş.. Gerçektende
tarih kokuyodu o birayı içince falan baya bi gaza geldim...Biralar
oturma salonlarının çevrelediği bir boşlukta yapılıyor..Bizzat görüyorsunuz
o bakır imbiği ve içinden çıkan birayı...İçerisi insan kalabalığı resmen
amaç bira içmek ve muhabbet etmek..Türkiyede hep yaptığımız gibi
'oturmadan olmaz' mantığı yok.. Yer yoksa bi köşede ayakta içiyor
insanlar paşa paşa..2 çeşit birası var bir standart beyaz bira, bir de 'Alt'
denilen, hayvani alkol içeren ünlü esmer birası...Fiyatlar ise gayet ucuz..
Aşağıda da oturduğumuz salondan gözüme takılan biriki fotoğraf
koydum::
Bilhassa şu öndeki morlu teyzeye dikkatinizi çekmek
istiyorum! Mekandaki sistem şuydu ; ne kadar
içersen bardak altlığına o kadar tik atıyor garson..
Sonra sende onu gösteriyorsun adisyon niyetine::
Kalkarken teyzeninkine baktım da yan gözle.. 7 tane
içmiş resmen.. Lan ben 2 tane içtim ve çakır keyif
oldum of resmen 'Sünger Teyze'ymiş kendileri..
Tebrikler... Heralde babaneme 7 tane içirsek
çok kötü şeyler olurdu..
Ayrı coğrafyalar ayrı kültürler tabi.. Bira su gibi orda!
Gerçi.. Sıkıyosa gelsinler de rakı içsinler:D


Bunlarda yanımda oturan kafası güzel amca ve
teyze heykeli:D İnanın heryer bu tip yaşlılarla
dolu:: Çok zevkli onları izlemek.. Ve acaip
güzel gülüyolar Sanki hiç dertleri tasaları
yokmuş gibi ..Durmadan da sosis ve patates
kızartması yiyorlar..Anlayamıyorum resmen
bunlar ne biçim yaşlı :D Süper değilmi ::

İlk gezi ; Düsseldorf

Dün, Dortmund'un da içinde bulunduğu Nord Westfalen bölgesinin
başkenti diyebileceğimiz Düsseldorf'a gittim..Bu Nordrhein Westfalen
yani Nrw, içinde Köln, Dortmund, Essen, Düsseldorf ve işte bi kaç şehrin
daha bulunduğu 'Kuzey Almanya' ya verilen genel ad. Bölgede endüstri
sanayi ticaret o tür aklınıza gelebilcek herşey tavan yapmış..Halkın
orta kesimi bile bizim İzmirin zenginleri gibi yani öyle söyliym:S
O yüzden yaşam gayet pahalı diyebiliriz..( Evet evet gayet ! ).
Düsseldorf'da bu bölgenin kalbi gibi aslında.. Gayet kalabalık ve
Almanya'ya göre gayet hayat dolu bir yer..Ben Dortmund'dan sonra
çok çekici buldum şehir merkezinin yanından akan nehiri, geniş
ve ağaçlı sokakları ve sevimli sokakları ile gayet iyiydi..
Tabi aradığınız her türlü Ferrari, Maserati ve Porche modelini de
görebilmek ayrı bir keyif.. Küçük olmasına rağmen 1 günde
gezebilmek tabi ki mümkün değildi..Bu gezi sadece bi girişti aslında.
Haftaya, nisan sonuna kadar açık olan karma bir sergiye gideceğiz.
Nrw'nin en önemli müzelerinden birinde, ünlü 21. yy ressamlarının
karma sergisi. Yani Düsseldorf'la ilgili yazacaklarım burada
bitmiyor::

Güneş?!

Hayret yav bugun hava acaip aydınlık hakkate:S Gece kar yagmış
heralde yerler hafif karlı.. Ama pırıl pırıl bi hava var..
Bu yakınlardaki ormanımsı yere gittimde sabah kahvaltıdan önce
insanlar atmış kendini sokaklara direk... Bugun paskalya tatili
diye kapalı olur her yer diyordum.. Ama ormanın içindeki
hayvanat bahçesi açıkmış... Birazdan çocukla* oraya gidicez..
Ordaki maymun dostlarımla selamlaşır muhabbet ederim falan..
Bi sosisli çakar geri dönerim çalışmaya odama:: tabi öncesinde
çocuğu* yıkamam lazım çok kirlendi yavrucak.. Bide kedi gördüm
bugün geldiğimden beri ilk defa...Pisipisi dedim bakmadı!
Pisipisinin Almancasını bulmalıyım biran önce:S Çıktım odadan
aşağı indim sevmek için ama nafile.. Gitmişti..:/
( * çocuk = herkül::D)